• Ekranlarla buluşmanız 1997-98 yılları arasında TRT 1’de yayımlanmış olan “Seni Bekleyeceğim” dizisi ve ardından 1999’da “Üçüncü Sayfa” sinema filmiyle oldu. Sizi aslında pek çoğumuz da “Yedi Numara” dizisinden tanıyoruz. Tuba Erdem kendini tanıtırken hangi cümleleri kurar? 

    1975 İzmir doğumluyum. İlkokul yıllarından itibaren sanatın çeşitli dallarına hep ilgim oldu. Aslında 7 yaşımda ben mesleğimi seçmiştim. Tüm zorluklarına rağmen bu mesleği seçmekten hiç pişman olmadım. İnatçı, sorumluluk sahibi, disiplinli ve çalışkan biriyimdir. Biraz başına buyruk bir yapım var. İdealistim diyebilirim. Bir de bitmek tükenmek bilmeyen meraka sahibiyim.Radyo programcılığı, dublaj yönetmenliği, tiyatro ve dizi oyunculuğu gibi faaliyetler yapıyorsunuz. Bunlara baktığımız zaman birbirinden çok da farklı değiller. Peki, yaparken en fazla keyif aldığınız faaliyet hangisi oldu? Neden?

    Oyunculuk her zaman önde gelir. Çeşitli karakterlere bürünmek ve o karakterlerin içsel sürecini deşifre etmek, o karakterlerin yaşamlarını hayal etmek beni çok cezbediyor.

    Zamanın vazgeçilmez ekran klasiği olan ve hâlâ da adı geçtiğinde yüzlerde tebessüm oluşturan “Yedi Numara” dizisiyle devam edelim… Genel tespit şudur ki, insanlar sizi en çok “Armağan” olarak sevdi… Peki, siz canlandırdığınız karakterlerden en çok hangisini beğeniyorsunuz?

    Armağan tabii ki benim de çok sevdiğim bir karakter ama Yedi Numara’dan hemen sonra, hatta 75. Bölümle 92. Bölüm arasında çektiğimiz “Kısa Devre” dizisinde oynadığım sokak çocuğu “Zarif ” rolü en sevdiğim ve doyamadığım karakter olmuştur.

    Yedi Numara’nın eski bölümlerini açıp izliyor musunuz? Neler hissediyorsunuz?

    Moralim bozuk olduğu zamanlarda, açıp 1-2 bölüm izliyorum. Çok eğleniyorum. Arkadaşlarımı görmek beni mutlu ediyor. Hepsine ayrı ayrı gülüyorum. Senaryomuzun zekâsı zaten tartışılmaz. Yenileniyorum açıkçası.

    Armağan ve Haydar arasındaki muhabbeti biraz anlatır mısınız? Armağan neler hissetti Haydar’a karşı?

    Çok saf temiz bir sevgi vardı aralarında. Hiçbir zaman dillendirilmese de tavırlarla sergilenen bir sevgi. Gerçek sevgi hiçbir zaman statü kültür farklılığı tanımaz bence. Onu bulduğunuzda anlarsınız.

    Yedi Numara ekibiyle buluşup, yani Vahit Emmi, Zeliha, Ayten, Recep, Rüya, Cansu, Satılmış, Meryem gibi isimlerle Yedi Numara’ya gittiğiniz oldu mu hiç? Neler hissettiniz?

    Özellikle buluşup gitmedik. Ama arkadaşlıklarımız devam ediyor tabii ki. Çeşitli zamanlarda çeşitli projelerde buluşuyoruz. Örneğin,  Bursa Nilüfer Belediyesi Tiyatrosunda Orhan Kemal’in “Tersine Dünya” adlı oyunu yönetti Engin Alkan ve ben de “Bitirim Leyla” karakterini oynuyorum.

    Yedi Numara dizisi için yeniden bir set kurulsa, Armağan karakterini kimin canlandırmasını isterdiniz?

    Ekip içinden kimse demezdim çünkü tüm arkadaşlarım rollerini o kadar güzel oynadılar ki başka rollere oturtamıyorum.

    3 Sezon, 92 bölüm boyunca Yedi Numara dizisinde en unutamadığınız bölüm ve sahne hangisidir?

    Sanırım 53. Bölüm Armağan’a şaka yapmışlardı. Haydar’ı çatıdan düştü sanmıştı.  Armağan ve ona olan sevgisi hem kendi içinde hem de Yedi Numara ailesi içinde ilk defa açığa çıkmıştı.

    Tuba Erdem’in gözünde Yedi Numara oyuncuları hangi şekilde betimlenebilir?

     

  • Vahit Ballıoğlu: 
  • Zeliha Ballıoğlu: 
  • Armağan Erdem: Kendimi geçiyorum 🙂 
  • Rüya Uslu: Sahip çıkılması korunması gereken kardeş… 
  • Ayten Mutlugil: Farklı. 
  • Recep Ballıoğlu: Yalansız. 
  • Haydar Ballıoğlu: Saf, Temiz. 
  • Cansu Güney: Muzipliği ve eğlenceli yönü kıskanılan kardeş… 
  • Sabit Ballıoğlu: Saf Anadolu çocuğu, yüksek hayallere sahip bir kişi… 
  • Asiye: Güçlü, bir o kadar da naif
  • Meryem: Meryem, ahh Meryem ne denir ki…
  • Satılmış: Biraz köylü kurnazı ama iyi kalpli

 

Yoğun olduğu hâlde, beni kırmayarak vakit ayırdığı için Sayın Tuba Erdem’e teşekkür ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum.