Eşlerimize veya diğer kadınlardan bahsederken, onlara hitap ederken saygı duyarak söylediğimiz, gündelik hayatımızda sürekli olarak kullandığımız, bir çok deyimde de yer alan “Hanım” kelimesi…

Ne kadar da naif ve hanım hanımcık…

Aslında kelime anlamı “Türk toplumsal düzeninde kadın yönetici, kraliçe” demek olan bu naif kelimenin tamda bugünlere inat söylenmiş gibi öyle köklü bir geçmişi var ki!

Birçokları biliyordur zaten ancak ben yine de bilmeyenler için yazmak istedim.

Büyük Moğol İmparatorluğunun kurucusu Cengiz Han (asıl adı Temuçin)’in eşi bilindiği gibi Börte’dir. Günün birinde bağlısı olan çevre hanlarını toplantıya çağırır. Gelen hanlar Cengiz Han’ın otağında dairesel biçimde otururlar ve Cengiz Hanı beklerler. Derken Cengiz Han gelir ancak yalnız değildir. Yanında Börte’de vardır. Cengiz Han oturur, Börte’de hemen sağına.

En soldan gelenler kendilerini tanıtmaya başlarlar, sıra Börte’ye gelince sözü Cengiz Han alır ve “Ben siz hanların hanı Cengiz Han’ım, bu da benim Han’ım Börte’dir” der.

Ve halen kullanmakta olduğumuz o kutsal sözcük tüm halklar arasında kullanılmaya başlar.

İşte erkeklerin “eşim” anlamında söyledikleri o güzel “Hanım” kelimesinin kökeni o kadar güçlü ve bir o kadar da eski.

Ne kadar insanca ve saygılı değil mi?

Kadının adı da var, yeri de, saygınlığı da…

(NOT; Hikaye, Etimolojik olarak doğruluğu tartışılsa da, sosyal hayat algısı olarak kadının bu konumu tartışılmaz bir gerçektir.)

 

Son olarak büyük üstad Nazım’dan;

 

Kimi der ki kadın

Uzun kış gecelerinde yatmak içindir.

Kimi der ki kadın

Yeşil bir harman yerinde

Dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir.

Kimi der ki ayalimdir,

Boynumda taşıdığım vebalimdir.

Kimi der ki hamur yoğuran.

Kimi der ki çocuk doğuran.

Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal.

O benim kollarım, bacaklarım, başımdır.

Yavrum, annem, karım, kızkardeşim,

Hayat arkadaşımdır.

 

Tüm saygılarımla…