Ülkenin durumu içler acısı…

Hergün yeni bir senaryo kuruluyor, yeni ihanetler ekleniyor.

Son olarak, Parsel İbrahim’le Paralel Bülent çıktı piyasalara…

Küçük enişte suskun henüz, UZUN müzdarip…

Saldıracak kimseyi bulamadılar, şimdi birbirlerine düştüler…

Her seçim öncesi, yeni yeni taktik geliştiriyorlar.

Üstelik her seferinde halk lades diyor bile bile…

Parsel parsel peşkeş çeken mi ararsın,

Paralelcilerin kucağında dans eden mi..?

Şimdi susuyorum, asıl seçim sonrası konuşacağım demek… Kerizler uyanmasın! demekle eş değerdedir..!

Ankara’da peşkeş çekilen parsel parsel toprakların hesabını soracak yargı yok mu..?

İtiraf ararsanız, tekrar tekrar izleyin bu aşıkların atışmasını…

Ha birde, çekirdek almayı unutmayın yanınıza… Yada uzanın şöyle yatağa, ninni söylesinler size…

Nasılsa uyanınca hepsini unutacaksınız…

3 kilo makarnaya, 2 ton kömüre satacaksınız çıplak bendenlerinizi…

Utanmadan, koltuk sevdalısı değiliz diyeni de var birde… Oysa ülkede oturmadık koltuk bırakmamışken… Bütün koltuklar onda olduğuna göre, sevdalı da değildir… Yanak tiryakisidir, nazik yerini koyabildiği…

Bir de bu ülkede onuru, şerefi için yaşayan birisi vardı. Bu ülkenin evladı değildi, sessizce çekip gitti dün gece…

Adı Ryoıchı Kıshı
Bu ülkeye çok uzaklardan gelmiş, Japonya’dan Türkiye’ye mühendislik harikası yaratmak için…

Geçenlerde Körfez geçiş köprüsünün bir halatı koptuğu için, tüm suçu kendi üzerine aldı ve dün gece harakiri yaparak canına kıydı… Konu ile ne alaka değil mi..?

Haklısınız… Onur-Sorumluluk-Şeref gibi kavramların bu yazıda bir arada anılması çok saçma… 

 

Aklıma geldi şimdi; nede güzel özetlemiş büyük üstad Aziz Nesin…
“Birgün bu memleketin yanağına bir öpücük, birde not bırakacağım… Not’da şu yazıyor olacak; ” o kadar güzel uyuyordun ki, uyandırmaya kıyamadım…”