Ufak bir ayrıntıyı göz önünden kaçırmayın; ‘iletişim’

Diliniz, dininiz, ırkınız, şiveniz veya ağzınız ne olursa olsun bilgiye erişmek ya da
bilgi sahibi olmak bunlara bağlı değildir. Bilgi sahibi olmak ya da
bilgiye erişmek tamamen insanın kendi iradesine bağlıdır ki zaten bir
insana zorla bir bilgiyi veremezsiniz, insana istemediği hiçbir
şeyi öğretemezsiniz. Neden mi, siz hiç çevrenizde bilgi sahibi olmak
için monografi kitabı okuyan gördünüz mü? Ya da bu tarz bir kitabı
seviyor olmasının dışında bir nedenle okuduğunu? Ben görmedim.

Bazen bilgi insanlara zorla verilmeye çalışılır, bunun en basit
açıklaması ise toplum baskısıdır. ‘Çevrenizdeki çoğunluk bir kuramı
öğreniyorsa sende öğrenmek zorundasın’ hissiyatı yaratılır. Bu gün bunun
dışına tamamen çıkıp ‘dil, şive, ağız benzerliği olmadan nasıl bilgi
sahibi olursunuzu’ anlatacağım.

Düşünün çevrenizde kültürü sizden tamamen farklı bir gurup insan
var. Ne dilleriniz benziyor nede görünüşleriniz. Tek benzerliğiniz ya
da ortak yanınız insan olmanız. Ve olabilecek en temek ve en kolay
iletişim yolunuz el kol, mimik hareketleriniz. Böyle bir durumda siz
görünüş veya dili göz önünde bulundurursanız asla karşınızdakini
anlayamazsınız bu nedenle ön yargıyı tamamen aklınızdan çıkartın.

Sizinle birlikte diğer insanları da birbiriyle aynı bilgisayar
masalarına oturttular. Bilgisayarlar açıldı ve tüm bilgisayarların
ekranında aynı program açık, program dili sizin hiç bilmediğiniz ama o
masalarda oturan birkaç insanın bildiği bir dil. İlk yapacağınız şey
ne olurdu? Ufak bir ayrıntıyı göz önünden kaçırmayın; ‘iletişim’. Bunun
biraz daha açmam gerekiyor galiba. Yani demek istiyorum ki, yardımcı
olacak bir koç bul kendine veya çevrendeki birçok insanın yapacağı
gibi ekranı izle. Ben olsam en yakınımdaki insan ile iletişim kurmaya
çalışır ve ne yapacağımı öğrenmek isterdim. Açıkçası benimde iyi
iletişim kurduğum söylenilemez ama bazen olurda yanındaki senden önce
davranır ve sana anlatabildiği kadarıyla yapılacakları ifade eder.

Bu sırada bulunduğunuz odanın içerisine size o gün ne yapacağınızı
daha iyi anlatacak bir eğitmen girer, tabi sizin dilinizde konuşmasını hiç beklemeyin… Eğitmen, gurup içerisinde herkesin ortak dili olan İngilizce ile konuşmaya başlar, ne yapılacağını özetleyerek anlatır. Tabi ne kadar söylenenlerden bir şey anlamasanız da el ve kol hareketleri size yeterince anlatır. Bu anlatma faslı geçtiğinde ise
çalışma yapmaya başlanır. Siz aynen ana ekranda gördüğünüzü tekrarlar
yani herkesin yaptığını elinizden geldiğince yaparsınız.

Ee tabi bu biraz uzun sürer çünkü herkes sen kadar yavaş ya da sen
kadar hızlı yapamaz. Zaten bu projenin de amacı bu değil mi?
Birbirinden farklı insanlara bilgiyi en iyi şekilde nasıl
verebileceğinizi ya da en iyi nasıl iletişim kurulacağını çözmek…