Gül tarlasının pisliğini temizleyen,
Kâğıt Toplayıcısı Adil’e.

(…)

-Köyümün okulu… Bahçesinde kızlı, erkekli bir çiçek çemberi…

Tazecik tomurcuklarız o vakit. Aklımız ermediğinden ya; bir sığırcık kuşu gibi özgürüz hepimiz. Tasanın en büyüğü Ali’nin Meleği ağlattığı, Meryem’inde düşüp dizlerini kanattığı… Aklımızın ermediğinden olsa ya; pek özgürüz hepimiz! Yemyeşil ormanın ortasında bir küçük dünya o köy okulu… Tezekle, samanı harman edip yapmış köyümün babayiğitleri.

Yemyeşil bir dünya, masmavi çocuk düşleri.

Çocuğuz ya; öyle büyüktü ki!

Hani ben şimdi büyüdüm ya, Nehir Abi?
Büyüdüğümde bana, hayallerimin küçüleceğini neden çocukluğumda söylemediler ki?

Büyütmezdim yoksa!

Büyüdüm… Şimdi düşlerimin rengi bir saman alevi.

-Biliyor musun, Nehir Abi?
İnsanlar bana iğreti gözlerle bakıp “Ne pis kokuyor!” dediklerinde anlıyorum ne güzel koktuğumu. Biliyorlar ya aslında, bu koku kendi pislikleri.

-Kendinle gurur duymalısın Adil! Bak çöpe atılan bir sürü kitabı kurtarıyorsun.

-Öyle değil işte Abi!
Büyük şehirlerde, parfüm kokulu kütüphanelerin tek ziyaretçisi, sadece örümcekler şimdi.

Kokuyor muyum abi?

 

Yazar Notu: Adil, 18 yıldır çöpten kâğıt, plastik toplayarak geçiniyor. Nazım Hikmet, Andrey Vosnesensky, Bertrand Russel, Umberto Eco, Sabahattin Ali hayranı . O ve birkaç arkadaşı 10 yıldır çöpte bulduğu her kitabı bana getiriyor. Hepsinin kaydını tutuyorum. Bu yazıyı yazdığım an itibariyle onların kütüphaneme kazandırdığı kitap 27.472 adet. Bu rakam benim için büyük bir kazanç, ülkem için koca bir utançtır!

*Fotoğraf: Yücel Çakıroğlu/Çöp Toplayıcıları