Konuk Yazar; RebPup

Uzun zaman olmuş elime ne bir kalem ne de bir tuş dokunalı. Yazmadım, yazamadım telaşla geçen günlerde. Üstadın “Sevgilerde”sinde altını çizdiği gibi. En sevdiğim dostlarımdan olan kalemi de ertelemiştim anlamsız telaş ve yenilgilerde.

“Ne oldu da aldın kalemi eline” derseniz aziz dostlar? Çocukluğumdan büyük bir yara aldım.

Sabah uyandım ve hemen hergün yaptığım gibi olmaz olası cep telefonumu gözümü açmadan elime aldım, bir bankacı bezginliği ve alışkanlığı ile “ne olmuş yine siktimin memlekinde”sine bakıyordum ki; bir lüzumsuz gazetenin ana sayfasında gördüm HARUN KOLÇAK’ın ölüm haberini! Haberdardım hastalığından. Hatta hüzünle dinlemiştim uzun süredir bir bütün albüm dinlemediğimi farkederek, ÇEYREK ASIR albümünü.

Beklersin ama hiç olmayacağını düşünürsün bazı şeyleri. Benim hayatımda bu tür olmayacakların ilki anneannemi yitirmemdi. Yok olmak istemiştim. Mezarının dibine doksan derecelik açı ile ölmek istemiştim. Çünkü onun evinde yataklarımız o şekilde idi. Ben onun başının dibinde uyurdum.

90 ların çocuğuydum hep farkındaydım imkanların içinde imkansız.

Ne zaman bi rakı sofrası kurulsa elbette MÜZEYYEN ile başlardı ilk kadeh sonra NEŞET açardı bir bozlak ikincinin ortasında. İlla ki sezen mayalanırdı distile masaya üçüncü kadehin ortalarında. Ama illa ki cila noktasında bir 90’lar turu başlardı Aşkın Nur Yengi, Bora Öztoprak, Bendeniz, Yaşar, İzel Çelik Ercan, Rengin, Jale sayamadığım bir sürü isim ve tabii ki HARUN KOLÇAK.

Benim yorumum hayatımızın en mutlu dönemiydi 90’lar ama tabii ki yalnızca bu kadar değil. İlk gençlik, ilk aşklar,  ilk özel kanal(lar), özel müzik kanalı, POP’un yükselişi ve şarkılar: Yalın manidar içten çığlık gibi şarkı sözleri; evet Feridun Düzağaç’ın dediği gibi bence de şarkının %51’i sözdür.

Aşık olurdum günaşırı. Hepsine ayrı bir şarkı mevcuttu ne güzel. Platonik, karşılık var ama açılmadığın, seni sevdiğini bildiğin ama açılmasına imkan vermediğin, ihtimal dahi olmayan, vesaire hepsine yetecek birer şarkı vardı DOKSANLARda.

Başında da söylediğim gibi Harun Kolçak’ın ölümü  çocukluğumdan vurdu; büyük bir patlama oldu. Hayatımın nerdeyse gülümseme ile anabildiğim ve kendimi gerçekten bir insan gibi hissettiğim (Asla bir nesne gibi değil bugünlerde olduğu gibi) döneminin çöküşünü başlatan patlamanın fitili oldu.

Gizli saklı içilen sigaralar, Süper FM den tutulan şarkılar, pantolonun içine sokulan Tshirt’ler, kliplerin bitimindeki Söz-Müzik: *,

Güzel çocuklardık, Güzel şarkılardı.

Yazının sonu gibi keyifsiz bir boşluk: sanki paraşüt açıldı serbest düşüş başladı.

Aşk olsun Harun Kolçak. “AŞK OLDU”…